Montrö bildirisini imzaladığı için ayağına elektronik kelepçe takılan Emekli Amiral Kıyat: Beynim ölünceye kadar özgür-haberi

Montrö bildirisini imzaladığı amaciyla ifadesi alınan çalisma süresini tamamlamis Başka bir deyişle emekli amiral Atilla Kıyat’ın ayağına evvelki vakit elektronik kelepçe takıldı. Sözcü’nün haberine göre, yasamsal medya hesabında gelişmeyi duyuran Kıyat, hislerini şu sözlerle dile getirdi:

“12 sene amiral olarak, 43 sene üniformamı haysiyetle taşıdım. Kıbrıs gazisiyim. bu erken elektronik kelepçe takılan bacağımın utancı bana ait değil. 80 yaşıma civarindan kelepçe takılamayan ve can verinceye civarindan da hiçbir gücün kelepçe takamayacağı beynimin onuru ise bana ait.”

İşte Kıyat’ın röportajından satır başları

  • Kelepçe evvelki vakit mü takıldı?

“Evet, öğleden ardindan geldiler. İki nazik arkadaş elektronik kelepçemi taktı. Kelepçenin kullanımını tanım ettiler. İstanbul dışına Yalnızca sağlık, sağlık kurumu ve mahkeme hasebiyle çıkabileceğimi söylediler.

  • Hissiyatınız nedir?

43 sene üniforma giy, Türkiye’yi NATO Karargahı’nda Türk askeri temsil heyeti başkanı olarak en üst seviyede temsil et. Kıbrıs gazisi ol, Balyoz ve Ergenekon davalarında kanal kanal dolaş ve arkadaşlarını savun, darbenin her türlüsüne karşı olduğunu söyle, “Darbelerin haklı gerekçesi olamaz” de, Türkiye’ye ama özellikle TSK’ya hatri sayilir büyüklükte zarar verdiğini anlat, Atatürk’ün yatı Savarona’nın komutanlığını yap, ardindan da bütün hizmetinin karşılığında bacağına kelepçe takılsın!

“HAKLI OLDUĞUMUZ DAVAYI SAVUNACAĞIZ”

Tabi ki insan üzülüyor. Ama dediğim gibi, utancı bana ait değil. Yaşla alakalı söylemiyorum. 80 yaşında olabilirim. Tamam, ne olacak ki yani? dahada hatri sayilir büyüklükte yaşta komutanlarımızın da imzaları var. Şunu bilmiyorlar: Bunları yapmış var olan tek insan olarak ben, “Bunu erkek zannederdik, bıraktı Türkiye’yi, ödü koptu, kaçtı” dedirtir miyim ya! Ölürüm de dedirtmem. Bizim kaçma ihtimalimizi düşünmeleri insanın içini acıtıyor. elbet ki seni avuntuya çalışsalar da civarında çoluk çocuğunun üzüntüsünü görüyorsun. O da kahrediyor insanı. Dediğim gibi, beynimize kelepçe vurulmadığına göre, can verinceye civarindan vurulamayacağına göre haklı olduğumuz davayı savunacağız.

“BEN SÖYLEMEYECEĞİM DE KİM SÖYLEYECEK?”

  • Duyuruyu hangi düşünceyle imzalamıştınız?

Ben söylemeyeceğim de kim söyleyecek? Benim nihayet görevim, şimal Deniz alan Komutanlığı’ydı. mesuliyet alanım şimal Ege, Marmara ve Karadeniz’di. Dolayısıyla bu, ağırbaşlı vaziyette Türkiye’nin tarafsızlık politikası amaciyla elini güçlendiren tek doküman olarak alınmalıydı. Nitekim tek gece ardindan Cumhurbaşkanı, Montrö’nün onlar amaciyla de duygulu olduğunu ve değiştirmeyi düşünmediklerini söyledi.

İnsanın çok ağrına gidiyor. hemide darbeye bu civarindan karşı ol. Arşivlerde sözlerin olsun, ardindan kalkıp Daha bizleri… “Askerin emeklisi sivil olmaz” diyorlar da, affedersin, art zekalı mıyız? Elimizde tek güç olması lazım, bunun benzeri tek şey yapabilecek.

“AÇIP OKUSUNLAR”

O vakit açsınlar, okusunlar, nasıl yapmıştı. Yapmış mıydı, yapamamış mıydı… İlkini yaptığı vakit pazarlıkla hür bırakılmıştı. harp Okulu öğrencilerinin okulla ilişkileri kesilmesine karşın hiç biri mapusa atılmamıştı. İkincisini yapmaya kalktıkları vakit muvaffak olamayınca Fethi Gürcan, “Bu salonda herkesi bırakın, tek sorumlu birinci sırada Talat Aydemir, 2. sırada benim, asın bizi, buyruk kullarını bırakın” dediğini arşivlerde okusunlar.”

Yayım tarihi
Güncel olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir